Konser salonları: dinlemek için yapılmış binalar
Konser salonu tek bir iş için yapılmış bir binadır: müziğin güzel duyulmasını sağlamak. Bir odanın büyüklüğü, biçimi ve duvarları sesi değiştirir; müzisyenlerin nerede çaldıklarına bu kadar önem vermesinin nedeni budur.
Bu derste

Bir oda sesi nasıl değiştirir
Ses havada yayılır ve duvarlardan, zeminlerden, tavanlardan sekerek geri döner. Taş bir kilise gibi çok sayıda sert yüzeyi olan bir oda sesin uzun süre kalmasını sağlar ve ses sanki havada asılı kalır. Buna yankılanma (reverberasyon) deriz; birbirine karışan çok sayıda minik yankı gibidir. Perdeler ve halılar gibi yumuşak şeylerle dolu bir odada ses hızla sönüp gider.
Konser salonlarını yapanlar bunu dikkatle düşünür. Ses çok uzun kalırsa notalar birbirine karışır. Çok çabuk sönerse müzik kuru duyulabilir.
Sahne ve dinleyiciler
Birçok salonda orkestra bir uçtaki sahnede oturur, dinleyiciler sıralar hâlinde, bazen balkonlarla birlikte oturur. Şef çalanların önünde durur. Bazı salonlar ayakkabı kutusu gibi, uzun ve dardır. "Üzüm bağı" biçimli denen başka salonlarda ise dinleyiciler sahnenin çevresindedir.
Birkaç ünlü salon
Dünyada yüzlerce güzel salon var. İşte birçok müzisyenin bildiği üç tanesi.
- Musikverein, Viyana
- 1870'te açıldı; ayakkabı kutusu biçiminde ünlü bir altın salonu var. Büyük Salonu zengin, sıcak sesiyle tanınır.
- Carnegie Hall, New York
- 1891'de açıldı. Birçok ünlü müzisyen orada çaldığı için insanlar onu başarının simgesi sayar.
- Sidney Opera Binası, Avustralya
- 1973'te açıldı; liman kenarında duran, yelkenlere benzeyen çatısıyla ünlüdür.
Her yerde dinlemek
Müziğin tadını çıkarmak için ünlü bir salona ihtiyacınız yok. Banyoda, merdiven boşluğunda ya da büyük bir odada şarkı söylemeyi deneyin ve aynı sesin her yerde nasıl farklı çıktığına dikkat edin. Az önce akustiği, yani sesin bir mekânda nasıl davrandığını inceleyen bilimi denemiş oldunuz.
Piyano sesi: Salamander Grand Piano, Alexander Holm (CC BY 3.0).